Referanduma katılımın imani zaafla açıklamak ne kadar yanlışsa katılmanın gereğinin de itikadi bir bağın sonucu olduğu da i
İslamcılar arasındaki referandıum tartışmalarında dil ve uslup ne olmalıdır?
Fuat Çağlar ilahiyat bahçelerine sığmadı. Cephelere sığmadı, sığmadı bu dünyaya!
  • Dünya
  • Türkiye
  • Ekonomi
  • Kültür Sanat
  • Yaşam
  • Eğitim
  • Spor
  • Basın Özetleri
  • Bilim-Teknoloji
  • Din-İdeoloji
Kıbrıs -Bir- Günlüğüm
Bookmark and Share

Bu yazı 511 defa okunmuştur.

 Geçen cumartesi akşamı askerliğini yapmakta olan bir kardeşimizi ziyaret için Kıbrıs’a uçtuk.Uçtuk diyorum malum bizlerini başka da bir seçeneği yoktu.Yolculuğumuz benim için birkaç noktadan karmaşık duyguları barındırmamı da beraberinde getiriyordu.Öncelikle üç aydan fazladır görüşemediğimiz Mehmet’e kavuşmak beni heyecanlandırıyordu.Bunun yanında benim için bu yolculuğun ilkleri de yaşama imkanlarını verdiğini ifade edeyim.İlk kez uçağa binmek ,ilk kez pasaport istemeseler de yurtdışına çıkıyor olmak,hepsinin yanında eksiden beri bir yakınlık duyamadığım Kıbrıs’ı görme fırsatı.

İlk uçak tecrübemi çok da zor olmayan bir şekilde atlattığım söylenebilir.kalkarken hafif bir iç boşalması inerken ise heyecan bile duyamadan karaya inen uçağın içinde kopan alkış tufanı(bu durum sonradan öğrendiğim kadarıyla uçak yolculuklarında sık karşılaşılan bir şeymiş).Hepsi bu kadar desek yeridir.
 
Akşamın 9.00’da biz havaalanında karşılayacak kişi eski bir öğrencim olunca eskiden gelen hukukumuzun rahatlığını da berberinde getiriyor.Necip öğrencim olmanın yanında dünyaya nizam vermeye çalışan bizlerden biri.Kendisi Kıbrıs’ta epey denecek kadar uzun süredir öğrencilikle iştigal ediyor.Nerde mi kalıyor? ESKAD’da .Evrensel Sevgi Ve kardeşlik Derneği’nin bir evinde.
 
Havaalanında Necip’le kısa bir hoş beşin ardından Türkiye’ye göre tersten akan trafiğin ardından ESKAD’ın haftalık olarak düzenlemiş olduğu seminerin ardına yetişiyoruz.Lefkoşa şubesinin başkanı olan Faruk kardeş bizi karşılıyor.İtiraf etmeliyim ESKAD’ı duymuştum ama bu kadar şümullü bir teşkilatla karşılaşacağımı ummuyordum.Sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi Faruk  -belki de bazen haddimizi aşmamıza karşın- sabırla sorularımızı yanıtlıyor.Ardından öğrenci evine gidiyoruz.ikinci bir itirafım da evle ilgili yaşın Dante gibi ortasında olduğu bir dönemde rahatını arıyor insan.Ancak evin ilk girdiğim hali rahatını arayan bana o kadar yakın geldi ki bu arayış içimde kayboluverdi.Yerine İstanbul Üniversitesindeki senelerim geldi.Mutfağında bulaşıkların yığıldığı,eski eşyaların bulunduğu,dağınık ders kitaplarının olduğu…
 
 Lefkoşa şubesinden çıkarken tanıştırıldığımız iki şahıs bizim ardımızdan eve geldiler.Ne söyleyeyim ilk tanıştırılırken olabildiğince resmi bir havası olduğunu düşündüğüm bu arkadaşların iki akşamlık muhabbetimiz sonucunda ne kadar cana yakın insanlar olduğunu gördüm.Sadık ve Osman’dı bunlar .İkisi de Trabzonlu bir Sürmeneli -Sadık Başkan- ESKAD’ın   Ada başkanı diğeri Araklılı -Osman Başkan- Magosa şube başkanı. Uçakla yolculuğun bir nimetini de bu ziyarette tattım.O da kilometrelerce yola rağmen hiç yorgunluk hissetmemek.Ne güzel bir şeydi o öyle.Akşamımızı adeta kurtardık.sohbete vakit kaldı. Ve uzun uzun dertleştik kardeşlerimizle.neler konuşmadık ki en çok da biz merak ediyorduk ne de olsa karşımızdakiler Türkiyeliydiler  ve bizim kadar haberdardılar memleketten Ama biz kulaktan dolma bilgilerin dışında hiçbir şey bilmiyorduk Kıbrıs’la ilgili.
 
Sorduk hemen aklımızdaki soruları fütursuzca.Sahi Kıbrıslılar Türk askerini sevmiyor muydu? Aslında ilk şoku daha ilk soruda yaşadık daha.Evet öyleymiş ama ne olabilir ki gerekçesi.Şöyle bir arka planı varmış bunun.1974 Kıbrıs çıkarmasında yaşadığı iddia edilen gerçekten tüyler ürpertici kesitler.Bir teyzenin anlattığı anekdot :Askerlerin kızına tecavüzle biten vakıa. Çıkarmanın ardından evli askerlerin durumlarını gizleyerek Kıbrıslı kızlarla evlenmeleri,Kimi evlenen Kıbrıslı bayanların Türkiye’de kötü yola düşmeleri,vb. iddialar gerçek mi bilinmez ancak çok çarpıcıydı ve bize anlatılan ırz düşmanı(!) Rumlar anlatısının da dışındaydı.
 
Muhabbet bir ara Trabzon’da gerçekleşen cinayetler ve Ergenekon’un Karadeniz yapılanmasına kayıyor.Kardeşlerden bir Yasin Hayal ve Ogün Samastları başka bir olay vesilesiyle tanıdığını söylüyor.Bunların Trabzon’da serseri bir gurup olduğunu ve Jandarma tarafından kullanıldıklarını kolluk kuvvetlerinin onarla dokunmadığından söz ediyor.
 
Geceyi ESKAD’ın faaliyetlerini konuşarak sonlandırdık.Kıbrıslı olup da etkinliklere katılanlar var mıydı en çok da bu soru kafamızı meşgul ediyordu. Evet var dediler İlk ve orta öğretime yönelik çalışmalarını olduğunu duyunca gerçekten bu topraklara bir tohum atma çalışmasından haberdar olmuş olduk .Bir de köy çalışmalar varmış o da gerçekten dikkate şayandı.Gerçi köy diyince bende hemen solcuların köyleri dolaşarak yaptıkları çalışmaları çağrıştırmış olsa da bu köyler Ferrarili köylermiş onu da öğrendik.
 
Kardeşler Sabah namazının ardından Hz. Ömer ‘in türbesine gideceklerini istersek bizim de gelebileceğimiz söylediler.Bu Hz. Ömer bizim bildiğimiz Hz. Ömer değildi zaten olamazdı da .Bu şahıs Hz. Osman zamanında Muaviye komutasında Kıbrıs kuşatmasında şehit düşen bir çok sahabeden biri imiş Kendisi komutan olduğu için komutan Ömer de deniyor.Sizin anlayacağınız İstanbul’un Eyüp Sultanına denk bir şahsiyet.Gerçi gecenin uzun sürmesi bizi sabah Komutan Ömer’in türbesinden alıkoyduysa da öğlen vakti gitmek kısmetmiş.
 
Sabah Mehmet’in kışlasına doğru hareket ediyoruz.Lefkoşa’dan Yılmazköy mevkiindeki kışlaya ,Yolun sağında ve solunda belli aralıklarla çeşitli isimlerdeki kulüpler dikkatimizi çekiyor.Buraların gece Kulübünden öte ruhsatlı fuhuşhane olduğunu duyunca şaşkınlığımız manzara karşında bir kat daha fazla artıyor.Sanki Türkiye’de yokmuş gibi. Yarım saatlik yolun ardından kışlaya ulaşıyoruz.
 
 Denetlemelerin sürdüğünü önceden biliyor ve kapıdaki erlere laf gelmesin diye itinalı davranışlar sergiliyoruz.İki saat beklemenin ardından Mehmet’le Kıbrıs’ı gezmeye çıkıyoruz.Rehberimiz ve şoförümüz Necip bizi gerdiriyor.Sınır Parkına gidiyoruz.Arabamızı park edip parka girince birbirlerine sinkaflı sözler söyleyerek eğlenen bir grup Hatay göçmeni Fellah çocukla karşılaşıyoruz.Selam vermenin dışında olabildiğince uzaklarından geçiyoruz.Sınır tel örgüsü bizi karşılıyor.Sınırda UN yazısı olan boş kuleler dikkatimizi çekiyor.Tel örgüler iki ülkeye sıfır noktası.Hatta ellerimizi tel örgünün üzerinden uzatarak sınır ihlalinde bile bulunuyoruz.kamera ve resim çekimlerimizin ardından Girne’ye doğru hareket ediyoruz.
 
Saint Hilarion Kalesi ilk durağımız Müslümanların akınlarına karşı Girne’yi kuş bakışı gören bir tepeye yapılmış bir kale.Sarp kayaların üstüne kondurulması hem hayranlık uyandırıyor hem de Müslümanların akınlarının gücüne işaret ediyor.
 
Girne sahiline Komutan Ömer’in denize sıfır türbesine namaz kılmak için gidiyoruz.Açık saçık veya yarı örtülü bayanlar dilek diyorlar bir kısmı Kuran okuyor.Manzara Türkiye’deki türbelerden farksız.Namazların ardından Mehmet’e iyi bir yemek yedirme isteğiyle bir lokantaya gidiyorsak da –içkisiz iyi bir lokantanın Kıbrıs ölçeğinde pek de mümkün olmadığını yaşadıklarımız bize öğretiyor. Kıbrıs’ta bırakın lokantayı içkisiz bakkal bile bulmak mümkün değilmiş.Yemeğin ardından dondurma alma isteğimiz dükkanlarda gıdadan fazla içki bulunmasından dolayı gerçekleşmiyor.
Mehmet’i kışlaya bırakma vakti, kardeşimizi ellerimizle teslim etmenin hüznü içimizde geliyordu.Vedalaşmanın ardından uçağımıza daha vakit olduğundan öğrenci evinde dönüyoruz.Yoldan kardeşlerimizle birlikte yemek üzere bir tatlı almayı ihmal etmeden.Gerçi bu alışveriş de selam krizi yaşıyoruz.İlk girdiğimiz pastane selamımız almadığı için ikinci bir pastane bulup oradan alışveriş yapıyoruz.
 
Öğrenci evine ulaştığımızda Sadık,Osman ve Faruk’la muhabbete koyuluyoruz.Gündem Kürt sorunu.Necip Kürt ,diğer arkadaşlar Laz ama aralarında Müslüman olmanın sevgi bağları gözlemlenebiliyor.Ancak Kürtlerin kandırıldığı tezi burada da işleniyor.Kimse sistemin asimile çabaları göz önünde bulundurulmadan.Bayrak,milli marş,Misak-i milli meselelerini hala Kutsallar arasında görüyorlar adeta. Mevzular zaman zaman değişiyor.Kıbrıs’ta kuran kurslarının olmamasının eksikliğinin çok hissedildiğinde hemfikirler kardeşler.Bunu aşmanın yollarını anlatıyorlar büyük bir heyecanla.Yemek faslının ardından Türkiye’ye dönmek için Ercan havaalanına gidiyoruz.Kalkış vaktini beklerken iki saatlik  rötar yapıyor uçak.Benim için bir başka ilkle bitiyor yolculuk :demir bankta uyumak.
 


  Yorumlar
+ Yorum ekle
Henüz hiç yorum yapılmamış.

Tüm yazylary
Milli Görüş Yeniden Sahne Alabilir Mi?
Yeniden Besmele Çekmeye Hazırlanırken
İstikamet Arayışı
Nasıl Bir Basın?
Kıbrıs -Bir- Günlüğüm
Diyarbakır ve Mardin -İki-Günlüğüm(I)
Diyarbakır ve Mardin-İki-Günlüğüm(2)
Her Yanlış Adım Yarına Kesilen Faturadır
YAZARLARIMIZ
Ahmet YILDIZ
Davet
Ahmet YILDIZ
Her Yanlış Adım Yarına Kesilen Faturadır
Erdoğan Tuna
Sınır Boyu
Erdoğan Tuna
İslamcıların Ahlakla İmtihanı
Metin Ünlü
Bu Ülke
Metin Ünlü
GÜLÜMSÜYORUM
Ayşe ÇELİK
Adsız Kayıtlar
Ayşe ÇELİK
Guantanamo: Hapishaneden Fazlası...
Hanife Polat UZUN
Ruhaliyet
Hanife Polat UZUN
Babamın elleri...
Eylül Turna
Kurşun Kalem
Eylül Turna
Dikkat! Bu Kapıdan Bana Benzemeyen Geçemez.
S.Bülent Yılmaz
S.Bülent Yılmaz
Cürmünden Fazlasını Yakan Bir Tartışma: Referandum
İKTİBAS YAZARLAR
Yıldıray OĞUR
Yes we Can
Yıldıray OĞURMehmet PAMAKAbdurrahman DilipakAhmet Altan Ahmet Taşgetiren Ali Bayramoğlu Akif Emre Ergun Babahan Fehmi Koru Mehmet Altanİsmet Berkan Mümtazer Türköne Nuh Gönültaş Taha AkyolHamza TürkmenRoni MarguliesSamir SALHA
ÇEVİRİ YAZILAR
Bahir SALİH
Türkiye ABD′nin yeni Truva atı
ANKETİMİZE KATILIN
Referandum Müslümanlara Özgürlük Getirir mi?
Evet
Hayır
Fikrim Yok

KÖPRÜ LINKLERIMIZ