Referanduma katılımın imani zaafla açıklamak ne kadar yanlışsa katılmanın gereğinin de itikadi bir bağın sonucu olduğu da i
İslamcılar arasındaki referandıum tartışmalarında dil ve uslup ne olmalıdır?
Fuat Çağlar ilahiyat bahçelerine sığmadı. Cephelere sığmadı, sığmadı bu dünyaya!
  • Dünya
  • Türkiye
  • Ekonomi
  • Kültür Sanat
  • Yaşam
  • Eğitim
  • Spor
  • Basın Özetleri
  • Bilim-Teknoloji
  • Din-İdeoloji
Diyarbakır ve Mardin-İki-Günlüğüm(2)
Bookmark and Share

Bu yazı 343 defa okunmuştur.

Ziyaretin Arkeolojik Boyutu: Mardin

Sabah hep beraber güzel bir kahvaltı yapıyoruz. Sofrada Bingöl balı gündem oluyor. Cevizli bir sunumla beğenimiz kazanıyor. Yenge hanım Bingöllü olunca Serdar ağabeye takılmalar gecikmiyor. Kahvaltının ardından araçlarla Mardin’e yola çıkıyoruz. Bizler bir araçla Metin ağabeyin açmakta olduğu lokantaya uğruyor tadilatı yerinde görüyor ve hayır dualarımızı ediyoruz. Sonra diğer arkadaşlarla buluşmak üzere Dicle’nin kıyısından devam eden bir yoldan gidiyoruz. Yolları soruyoruz duble mi diye verilen cevaplar olumlu.

Yıllar önce buralara geldiğimde her şehre girerken çıkarken kontrol noktalarında durdurulup halk aşağılanırdı neredeyse. Kalmış mıydı bunlar Metin ağabey kalmadı bunlar diyor memnuniyetini ifade eden bir sesle. Arkadaşlarla buluşma noktasına varıyoruz.Barzani zindanlarını yaşamış bir başka ağabey arabamıza biniyor:Hasip Ağabey.Peygamber Sevdalılarını mevlid programı başlamıştır beklentisiyle radyoya ses veriyor Yavuz ağabey.Ancak Kürtçe ve Türkçe sunuş konuşması iyi çekmeyen bir radyodan ne kadar dinlenilirse o kadar dinleniliyor ve kapama düğmesine basılarak aramızdaki muhabbete geri dönülüyor.Hasip ağabeyin köyü katliam gerçekleştirilen Bilge köyüne yakınmış.Hemen sahi nedir bu meselenin içeriği diye soruyorum.O da anlatıyor.Katleden de katledilen de kaba ve faili meçhullere karışmış korucu iki akraba aile.İşin içinde katledilenlerin kız alıp vermesiyle oluşmuş bir başka akrabalık bağı da var.İki amca oğlu aşiretin arasındaki geçmişe dayanan kıskançlık ve husumetin dışa vurumu diyor katliam için.Ama kimse katledilmeyi hak etmez ancak katledilenler de farklı kişilerin çok kez kanına girmiş ve o kadar da masum olmayan bir aile imiş.Şımarıklık,görmemişlik,çekememezlik ve kapanmayan eski defterlerin yeniden açılmak istenmesi diyebiliriz Bilge köyü katliamına.

Yollar bizi eskilere götürüyor.Bir arkadaşın başından geçen bir olayı dinliyoruz.Köye gelen bir rütbeli askerin köyün gençlerini toplayıp götürmesiyle başlıyor olay.Mağaranın birine tıkılan gençler tedirginliği iliklerine kadar yaşıyor.Ne tedirginliği mi faili meçhuller diyarı olduğunu ne çabuk unuttuk buraların.Komutan bu yapılanların tatbikat olduğunu söylese de pek tatmin olmuyor gençler.Teslim ol çağrısına karşı mağaradaki gençler teslim olmuyoruz diye seslenecekler ve senaryo işleyecek yeni askerler eğitilmiş olacaklar.Ama gençler askerlerin çağrısına olumlu cevap vermemenin bedelinin ölüm olacağını o kadar inanmışlar ki her seferinde teslim olun çağrısına teslim oluyoruz cevabını veriyorlar.Sonunda komutanın köylü gençleri biraz da cebir içerikli tehdit etmesi gençleri ikna ediyor ve senaryo gereği gibi oynanıyor.Gençler hayatta kaldıklarında anlayabiliyorlar olanları gerçekten bir tatbikat olduğunu. Çok gerilerde kaldığı düşüncesiyle gülerek dinlediğimiz bu tür olayların ne sıklıkta yaşandığını bir düşünün.

Mardin’e yaklaşırken dağlara yazımlı Ne Mutlu Türküm Diye yazısı dikkatimizi çekiyor.Yazının durumunu görünce yazıda da olsa ‘açılım’ buralara uğramış diyoruz.:çünkü yazı epeyce bir zaman yenilenmediğinden silinmeye yüz tutmuş durumda.Ama korucu nöbet yerleri pek metruk da görünse hala faal durumda.

Mardin’e geliyoruz, yeni Mardin’e desek daha doğru olur.Buradaki arkadaşlarla buluşma yerine varıyoruz.Fatih ağabey bizi karşılıyor.Araçlarda yer olmadığı için yenir araç daha tedarik ediliyor.Bize iki kişi daha katılıyor burada.Şehrin her türlü kültürel yapısı elinden geçmiş olan mimar bir ağabey Şeyhmus.Şimdi eski Mardin’e doğru dar bir yoldan gidiyoruz.Kartpostallardan görüp hayran olduğumuz mimari karşımızda duruyor.Biz ise Deyrulzafaran(Mor Hananyo) Manastırına gidiyoruz.Burası Süryani Ortodokslarının daha önceki zamanlarda patrikhanesi imiş.Şu anda ise dünyadaki 21 metropolitten birisi.

Manastırın tam karşısında yüksekçe bir tepenin birinde büyük bir düzlük var.Orasının Kızlar kalesi olduğu ve orada erkeklerden uzak bir şekilde kızların banyo ihtiyaçlarını gördükleri bilgi veriliyor.Manastırın yanındaki dağların ise Romalılardan kaçan ‘tevhid ehli İsevilerin’ sığınakları olduğunu öğreniyoruz.Manastırın bahçesine giriş yapıyoruz.Hafta sonu olduğu için sıra beklemek zorundayız.Sıra bize geldiğinde yukarı doğru eğimli bir yoldan manastıra ulaşıyoruz. Manastırı  gezmeye önce bir bodrum katla başlıyoruz.Bu aktın birkaç yıl önce bulunduğunu burarsının paganist döneme ait bir ibadethane olduğunu öğreniyoruz.Sonra patriklerin gömülü olduğu mezar odasına –anıtkabir- geçiyoruz.Burada metropolitler ve patriklerin mezarları var.Din adamları Kıyamet günü ayakta haşrolsunlar diye asaları ve elbiseleriyle koltuklarında  oturur pozisyonda  gömülürlermiş.Asıl kilisenin olduğu bölümü de görüyoruz.Mardin’de Süryanilerin dışında Ermeniler,Keldaniler de mevcut.Ancak sayıları git gide azalan gayrimüslim azınlık her hafta bir kilisede ayinlerini toplu olarak yapar olmuş.Böylece dayanışmanın yanında bütün ibadet hanelerini açık tutuyorlarmış.

Mardin, gayrimüslim azınlığın eserlerini yanında Artukoğullarının ve Akkoyunluların da eserlerine ev sahipliği yapıyor.Bunlarda en önemlisi Kasımiye medresesidir herhalde.Medresenin yapımına Artukoğulları döneminde başlandığı ve Akkoyunlular döneminde, Sultan Kasım tarafından 1487-1502 yılları arasında tamamlatıldığı kabul edilmektedir.Açık bir avlusu avlusunun ortasında büyük bir havuzu var.Burada su ile ilgili anlatılan ilginç bir anekdot ilgimizi çekmişti.O da su ile insanın yaşam evreleri arasındaki kurulan ilişki: (doğum)Su medresenin duvarından yüksekçe bir yerden küçük bir gözeye(bebeklik hiçbir pislik birikmiyor- günahsızlık-) dökülüyor.ve hemen biraz daha büyük bir havuza geçiyor(çocukluk burası da kısa olduğu için kirin birikmesi imkansız -günahsızlık-)  ve ardından dik dörtken uzunca bir havuza (uzun bir havuz olmasından az da olsa su kir topluyor-günahla tanışma-) yol alıyor oradan da avlunun tam ortasında en büyük havuza(su durağanlaştığı için kir birikmesi ihtimali çoğalıyor-günahla imtihan artıyor-)  ince bir kanalla ulaşıyor.En büyük havuzdan da zeminin altına iniyor(ölüm).Ve yeniden yapının önündeki bahçeye dökülüyor(cennet).

Suyun doğduğu duvarın yanarlındaki duvarlarda kan izleri de ilginç bir rivayete konu:Karakoyunlular şehri ele geçirip  Kasım beyi öldürünce Kasım beyin kız kardeşi ağabeyinin kanlı elbiselerini ağıtlar yakarak ve intikam yeminleri ederek medresenin duvarlarına vurmuş.

Medresenin bazı odalarının kapısı diğer odaların kapısına göre daha alçak.Bunun da gerekçelerinden biri: Bu odaların birebir ders alınan yerler olduğundan hoca içeride bekler ders verecek öğrenci ise içeri hocanın önüne eğilerek girermiş bu da edepten kabul edilirmiş.Günümüz hoca talebe ilişkisini düşünce hangi dönem daha iyiydi sorası geliyor insanın.

Mardin’in içine dönüyoruz artık.Yemek yeme vakti geliyor.Bize sunulan içli köfteler ve birer adet lahmacun kapalı şekilde sunulmuş hali.Bir taraftan yemekler yeniyor diğer taraftan ise yemeklerin tarifleri yapılıyor Şehmus ağabey tarafından.Mardin’in tarifi evleri güzle de sokaklarının darlığı temizlik sorunu beraberinde getirmiş.Sokaklar en azından benim dayanamayacağım kadar kötü kokuyor.Şehrin güzel bir camisinde ikindi namazlarımız kılıyor ve İslami çalışmaları konu edinen bir sohbete tutuşuyoruz.Artık dönme vakti yaklaşıyor.Yola koyuluyoruz arkeolojik gezimiz ideolojik yol muhabbetiyle sona eriyor.Diyarbakır ve Mardin’in dava delisi ağabeylerinde heybemize feyiz,bereket dolu kalbi duygular ve aklı selim süzgecinden geçmiş fikirler doldurarak dönüyoruz İstanbul’a

 



  Yorumlar
+ Yorum ekle
Henüz hiç yorum yapılmamış.

Tüm yazylary
Milli Görüş Yeniden Sahne Alabilir Mi?
Yeniden Besmele Çekmeye Hazırlanırken
İstikamet Arayışı
Nasıl Bir Basın?
Kıbrıs -Bir- Günlüğüm
Diyarbakır ve Mardin -İki-Günlüğüm(I)
Diyarbakır ve Mardin-İki-Günlüğüm(2)
Her Yanlış Adım Yarına Kesilen Faturadır
YAZARLARIMIZ
Ahmet YILDIZ
Davet
Ahmet YILDIZ
Her Yanlış Adım Yarına Kesilen Faturadır
Erdoğan Tuna
Sınır Boyu
Erdoğan Tuna
İslamcıların Ahlakla İmtihanı
Metin Ünlü
Bu Ülke
Metin Ünlü
GÜLÜMSÜYORUM
Ayşe ÇELİK
Adsız Kayıtlar
Ayşe ÇELİK
Guantanamo: Hapishaneden Fazlası...
Hanife Polat UZUN
Ruhaliyet
Hanife Polat UZUN
Babamın elleri...
Eylül Turna
Kurşun Kalem
Eylül Turna
Dikkat! Bu Kapıdan Bana Benzemeyen Geçemez.
S.Bülent Yılmaz
S.Bülent Yılmaz
Cürmünden Fazlasını Yakan Bir Tartışma: Referandum
İKTİBAS YAZARLAR
Yıldıray OĞUR
Yes we Can
Yıldıray OĞURMehmet PAMAKAbdurrahman DilipakAhmet Altan Ahmet Taşgetiren Ali Bayramoğlu Akif Emre Ergun Babahan Fehmi Koru Mehmet Altanİsmet Berkan Mümtazer Türköne Nuh Gönültaş Taha AkyolHamza TürkmenRoni MarguliesSamir SALHA
ÇEVİRİ YAZILAR
Bahir SALİH
Türkiye ABD′nin yeni Truva atı
ANKETİMİZE KATILIN
Referandum Müslümanlara Özgürlük Getirir mi?
Evet
Hayır
Fikrim Yok

KÖPRÜ LINKLERIMIZ